ingilizce cümleler             

When Cümleleri


when cümleleri | when soru cümleleri



"When" yalnızca bir soru kelimesi olarak İngilizcede "ne zaman" anlamına gelir. Eğer bir yan cümlenin başında ise "o zaman", "o sırada", "o vakitte", "(olduğu, yaptığı, ettiği) zaman" anlamlarına gelir.




Aşağıda ingilizce when cümleleri örneklerini görmektesiniz.

When I was in Germany, I visited the cathedral of Cologne. --> Almanya'da olduğum zaman / Ben Almanya'dayken, Köln Katedral'ini ziyaret ettim.

The week between Christmas and New Year is when we make holiday. --> Noel ile yeni yıl arasında kalan hafta, bizim tatil yaptığımız haftadır.

April is the month when the spring comes. --> Nisan baharın geldiği aydır.

She was only twenty years old, when she had her first baby. --> O, ilk bebeğine sahip olduğunda, yirmi yaşındaydı.

The first Saturday of the month is the day when I get my hair done. --> Her ayın ilk cumartesisi benim saçımı kestirdiğim gündür.

I used to love that film when I was a child. --> Çocukken şu filmi sevmiştim.




I hated mathematics when I was at school. --> Okuldayken matematikten nefret ederdim.

He was quite shocked when I told him the truth. --> Ona gerçeği söylediğimde gerçekten şoke oldu.

Calll me when you have finished your work! --> İşini bitirince beni (telefonla) ara!

I love my home when I have dinner together with my family. --> Ailemle akşam yemeği yerken evimi seviyorum.

I was just getting into the bath when the telephone rang. --> Telefon çaldığında, tam banyoya girmek üzereydim.

How can you say, you don't like something, when you've never even tried it? --> Daha önce hiç denememişsen, bir şeyi sevmediğini nasıl söylersin?

You can't take it with you when you die. --> Ölürken yanında hiçbir şeyi götüremezsin.

This guy doesn't know when to shut up. --> Bu adam ne zaman çenesini kapatacağını bilmiyor.

When did you lose your camera? --> Kamerayı / Fotoğraf makinesini ne zaman kaybettin?

When does the train reach Ankara? -->Tren Ankara'ya ne zaman varır?

When I hear such nonsense, I get sick to my stomach. --> Böylesi anlamsız bir şey duyduğumda midem alt üst oluyor (rahatsız oluyorum).

When I studied in Ankara, I loved a beautiful girl. --> Ben Ankara'da okurken, güzel bir kızı sevdim.

Bu sayfayı inceleyen takipçilerimiz,

sayfalarımızı da incelediler.

Kendinizi geliştirmek için

En İyi Çeviri Cümleleri


Future Tense Soru Cümleleri


If Cümleleri


Neither Nor Cümleleri


Tahmin Cümleleri


İngilizce Tercüme Cümleleri


Vatan Cümleleri


Şart Koşul Cümleleri


İngilizce Cümleleri


Have Has Cümleleri


Who Cümleleri


Mutluluk Cümleleri


sayfalarımızı da incelemenizi tavsiye ederiz.